Bu yazımda size kedim Mana ile tanışmamızı yazmak istiyorum. Sıradan bir tanışma değil bizimkisi. Bir tekamülün, İlahi bir dokunuşun buluşması:
2020’nin Eylül ayında ilk evladım olan Pan’ı 10 yaşında lenf kanserinden kaybettim. Tüm tedavi yöntemleri başarısız olmuştu. Ve Pan bana veda etmeye karar vermişti. Pan’ı ilk kucağıma aldığım günü çok iyi hatırlıyorum. 5 Ekim 2010 tarihinde yağmurlu bir akşam geçici evinden sahiplenmiştim. Afacan, sevgi dolu, mistik bir kediydi. 10 yıl boyunca harika anılarımız oldu. Tüm düzenim Pan’ın hayatına göre kuruluydu. Canım evladım 3 Eylül 2020 tarihinde kucağımda bana veda etti. İlk gün nasıl kucağıma aldıysam, son günde kucağımdaydı. Asla bırakmadım ve sevgiyle uğurladım. Tarifi imkansız bir acı ve belki de hiç geçmeyecek bir hüzün kaldı içimde.

Pan’ın kaybından sonra bir kedi sahiplenebilecek cesaretim yoktu. Kalbim ve ruhum o kadar çok acı çekiyordu ki, kendimi avutamıyordum. Tekamüle saygı duyup erdemlik gösterdim. Hüznümü sakin, sessiz ve yalnız yaşamaya karar verdim.
5 Kasım 2020 tarihinde ise bana Mana’nın fotoğrafı geldi. Küçücük bir kedi bir betonun üzerinde bekliyordu. Bana sahiplenir misin? diye sorulduğunda cevabım üzgün bir hayır oldu. Pan’ın acısı çok tazeyken bir başka kediye sevgimi veremeyebilirdim. Bu da haksızlık olurdu. Ancak bu küçük kediye bir mama desteği verebileceğimi düşündüm. Ve aynı gün başka kısa bir yolculuk için yola çıktım. Ancak aracım yolda arıza yaptı ve ne yaptıysak çalışmadı.
Aracı en yakın benzinliğe kadar çektiğimizde artık olayların seyri değişti. Çünkü bana fotoğrafı gönderilen kedi ayaklarımın dibine gelmişti. 1 aylık ya var ya yoktu. Hastaydı ve bana bakıp miyavlamaya çalıştı. Sesi çıkmıyordu, topallıyordu ve gerçekten iyi durumda değildi. Kediyi alıp, görevliye durumu sordum..
İki gün boyunca bataklıkta ses duyduklarını, sesi takip edip, bataklıkta yarısına kadar batmış bir yavru bulduklarını, biraz temizlemeye çalıştıklarını anlattı. Kapalı bir kutuya koyduklarını ve kutudan nasıl çıktığını da anlamadıklarını ekleyerek devam etti. Ertesi gün kediyi alacağımı söyledim ve kediyi alıp kliniğe getirdim.
Solunum sıkıntısı, ses teli zedelenmesi, kronik ishal sorunu olduğu söylendi. Sürekli süt verdikleri için parazit, kusma, sıvı kaybı da vardı. Açlıktan hareketsiz duruyordu. Antibiyotik ve ishal tedavisi için klinikte 3 gün kalarak tedavisini oldu. Veteriner hekim kedinin iyi olduğunu ve artık istersek alabileceğimizi söylemek için aradı. Kliniğe gittim,
Ve işte o kritik an gelmişti. Sahiplenecek miydim? Yoksa kliniğe bırakıp, sahiplenilmesine vesile mi olacaktım?.. Bunca yaşadığım olay tesadüf mü? yoksa tekamül müydü? işte ben bu düşünceler içerisinde gidip gelirken, Mana veterinerin elinden kucağıma güçlü bir sıçrayış yaptı. O an yaşadıklarımın bir tekamül olduğunu anladım ve “artık benimle geliyorsun ufaklık” dedim. Kalan tedaviye evde devam ettik. Sevgili Hocam Berna Özcan, kedimizin isim annesi oldu ve Hawaii dilinde “Yaşam Enerjisi” anlamına gelen “Mana” ismini koyduk.
Mana şu an 7 aylık. 7 ayda kalp şakramı hatırı sayılır şekilde şifalandırdı. Benim Manayı, Mana’nın da beni bulması ve şifalandırması gerekiyordu. İlahi planda Pan’nın gitmesi, Mana’nın da iyileşmesi gerekiyordu. 5 Ekim 2010’da bana gelen Pan, yerini 5 Kasım 2020’de Mana’ya bıraktı. Kimbilir belki de Pan, reenkarne olup, beni tekrar buldu.

İşte ilahi planda işleyen o muazzam düzene basit bir örnek, bir olgunlaşma ve hayatı karşılama hikayesi. Yaşadığımız hemen her şey bu muazzam düzende işleniyor. Yapılan iyilikler, yerini başka bir iyiliğe devrediyor. Buradan aldığım çok önemli bir ders oldu. Tesadüf değil, tekamül vardır. “Tüm bu düzen, tüm bu devran bir tekamül yolculuğudur. Bunun farkında ol” dedi İlahi düzen.. İşte bunun farkında olmak..
Belki de tek yaradılış misyonumuz…
Pan’ın ruhuna en derin sevgilerimle, canım evladım yolculuğun ışık içinde devam etsin..
Sevgilerimle
Ulka Melek






